Vahşi Antartika’da Yaşam

0
448 kez okundu.
views

Vahşi Antarktika

Buzla kaplı Kraliçe Maud Toprakları’nı kamçılayan rüzgârları duymuşlardı. Ama sıkı tırmanışçılardan oluşan ekibin yaşadıkları, tahmin ettiklerinin çok ötesinde oldu.

Yerde oluşan ve bir kum fırtınası kadar yakıcı olan tipi, buzu dövüyor. Bölgenin bazı yerleri öyle kuru ki, “soğuk çöl” olarak anılıyor.
Çadırımın dışındaki gümbürtü, rüzgârdan çok depremi andırıyordu.

Ürpermiş, uyku tulumumun daha da derinlerine sokulmuştum. Korkunç rüzgârlarla ilk karşılaşmam değildi bu. Himalayalar’da gecenin karanlığı içinde kükreyen jet rüzgârlarına tanık olmuştum. Patagonya’da insanın kanını donduracak kadar ürkütücü seslerle uğuldayan fırtınalar yaşamıştım. Ama bu, daha da kötüsüydü.

Bir sonraki rüzgâr dalgası saldırırken zemin zangırdıyordu. Çadırım, Antarktika’da, Wohlthat Dağları’nın iç kesimlerinde, ıssız mı ıssız bir arazideki iki kayanın arasına iplerle sabitlenmişti. Üç ekip arkadaşım da yakınlarda bir yerlere sığınmıştı. Kıtanın iç kesimlerine hükmeden uçsuz bucaksız, donmuş bir arazi olan Kutup Platosu’nun kıyısı 80 kilometre kadar güneyimizde kalıyordu. Burada coğrafya ve yerçekimi, güçlü katabatik rüzgârlar yaratırdı. Dağ koridorlarından denize doğru yuvarlanan bir çığı andırırcasına hız artırarak esen yoğun soğuk hava dalgalarıydı bunlar.


Rüzgâr bir kez daha vurdu. Çadırımın direkleri içeri doğru kavis yapmış, tam da uyku tulumumun üzerine gelen bölüm çökmüştü. Bir an için, yırtılan dikişlerin makineli tüfek gibi sesi geldi kulağıma. Birdenbire tepetaklak olmuş, fırıldak gibi havada uçmaya başlamıştım. Çadırımın içindeydim hâlâ. Rüzgâr beni alıp, korunma amacıyla inşa ettiğim kaba taş duvara çarpmış ve sonra da üzerinden aşırmıştı.

Boynum ve omzum sızlıyordu. Çadırdaki bir yırtığa doğru emekledim; kumaşı çekiştirerek üzerindeki deliği büyüttüm. Rüzgârın şiddetiyle çarpan kum ve buz tanecikleri gözlerimi yakıyordu. Başımı dışarı uzatıp, çığlık attım. “İmdat!” …

 

Çürük kayalar ve buz gibi rüzgâr, tırmanışçıların Bertha’nın Kulesi adını verdikleri 600 metrelik kuleye çıkışını yavaşlattı. Ekip üyeleri her gün bir ip boyu uzunluğunda yol aldı ve tırmanışı on günde tamamladı.

Kale adını verdiğimiz, öbek halinde duran, iğne kadar sivri kaya piramitler; Pruva olarak adlandırdığımız, buzdan yükselen 900 küsur metrelik kaya duvar; yelken diye andığımız büyük üçgen duvar. Bize cazip gelen pek çok tırmanış seçeneği vardı burada. Ama iki haftalık turumuzu tamamladığımızda, ilk hedefimizin kampın hemen arkasındaki ince kule olması gerektiği konusunda hemfikirdik.

Rüzgârın biçimlendirdiği taştan devasa dişin doruğunda kar yoktu. Kampımızın üzerinde yükselen, kuzeybatıya bakan duvar, kırmızı helezonlar ve gizemli deliklerle bezeliydi. Duvarın doğuya bakan sol tarafı –rüzgârı alan yanı– mermer grisiydi ve bir uçak gemisinin gövdesi gibi yuvarlanmış, pürüzsüz bir yapıdaydı. Bu iki yüz birleşip, kuzeye doğru yükselen, sivri bir kaya sütun oluşturuyordu. Kulenin dibinden zirvesine yüksekliğini ancak tahmin edebiliyorduk: Belki 600 metreydi, belki de daha fazla.

 

Bomboş ufkun altında ekip, belki de binlerce yıllık buzuldaki mavi buzun çıtırtılarıyla yol alıyor. Fotoğrafçı Cory Richards, “Donmuş bir okyanusun üstünde yürümek gibiydi,” diyor.

Altında durduğumda, gergin bir heyecanla her yanım karıncalanmıştı. İşte bunun için gelmiştik buraya. Başka bir dünyaya açılan bir sınırı andıran bu bölgede bir ilk tırmanışı gerçekleştirme olanağı için. Ama katabatik rüzgârlarla düz alanda boyumuzun ölçüsünü almıştık. Biz duvarın üstündeyken geri gelirlerse ne olacaktı? Libecki doğal olarak hemen tırmanmaya başlamak istiyordu.

Belirlediğimiz stratejiye göre Richards, Libecki ve ben yolun üçte ikisi kadar yukarıdaki, geceleyebileceğimiz bir çıkıntıya dek sabit ipler döşerken, Ladzinski de aşağıdan fotoğraflarımızı çekecekti. Ama rüzgâr her aşamada bizimle savaştı ve sadece çıkıntıya ulaşmak bile iki haftamızı aldı…

‘Freddie Wilkinson’ın kaleme aldığı ‘Vahşi Antarktika’ adlı yazının tamamını National Geographic Türkiye’nin Eylül sayısında bulabilirsiniz.

 

Kaynak: ntvmsnbc.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here