Türkiye’de Sanayinin Kuruluş Koşulları

0
93 kez okundu.
views
turkiye-sanayi-kurulusu
Türkiye’de Sanayinin Kuruluş Koşulları

Değişik ham maddeler ve yarı işlenmiş malların, fabrikalarda işlenerek kullanılabilir mallar durumuna getirilmesi üretim faaliyet ve tekniklerine ,  sanayi ya da  endüstri denir.

——Kalkınmış ülkeler, güçlü ekonomik düzeylerine sanayi üretim sektörünün gelişmesi sonucu erişmişlerdir. Çünkü askeri ve sivil alanda ülke toplumlarının ihtiyaç duydukları pek çok araç-gereç ve yine çok değişik ihtiyaç  malları, sanayi üretim faaliyetlerinden sağlanır. —Bir ülkede, çok sayıda fabrika -atölye bulunması ve çalışma çağı nüfusunun( 15-64 yaş grubu nüfus) büyük çoğunluğunun bu iş yerlerinde çalışıyor olması, sanayileşme ya da endüstrileşme terimi ile ifade edilir. Bunlara, endüstrileşmiş ülkeler denir.— Sanayinin kuruluşunu hazırlayan, başlıca beş koşul vardır;

Ham madde – Enerji – Sermaye – İş gücü – Ulaşım – Pazar

—I. Ham Madde

Fabrika ve atölyelerde işlenmemiş veya yarı işlenmiş maddelere, ham madde denir. Örneğin, demir-çelik endüstirisinin ana ham maddesi demir cevheridir. Ama otomobil endüstirisinin ana ham maddesi; çelik, çelik saclar, çelikten yapılmış değişik elemanlardır.

Yeraltı kaynakları : Bunlar, metal olan ve metal olmayan madenler grubundan oluşurlar.

Yerüstü kaynakları : Bunlar büyük bir çeşitlilik gösterir. Tarımsal ham madde kaynakları, hayvansal ham madde kaynakları, orman ham madde kaynakları vs.  Sayılabilir.

Sulardaki kaynaklar : Okyanuslar, denizler ve göllerde bulunan, inorganik kaynaklar ve biyolojik kaynaklar olarak göz önüne alınabilir. İnorganik kaynaklar; çeşitli madenler, tuz ve sodyum sülfat gibi kaynaklardır.

Sanayimizin kuruluş ve gelişmesinde, sanayi için gerekli ham madde bakımından, ülkemizin hayli zengin oluşudur. Örneğin; demir cevheri rezervleri, kromit cevheri, bakır ve çinko rezervleri gibi metal madenler ile bor tuzlar, çimento hammaddeleri ve benzerleri gibi metal dışı madenler bakımından, yurdumuz zengin bir ülkedir.

Yerüstü kaynaklarımızda en az yeraltı kaynaklarımız kadar büyük çeşitlilik  ve zenginlik gösterir. Örneğin; tarımsal hammadde zenginliği, pamuk ve yapağıya dayanan dokuma endüstrisi,  tütüne dayanan sigara endüstrisi, şeker pancarına dayanan şeker endüstrisi, çay bitkisine dayanan çay endüstrisi, sebze-meyve ve una dayanan, ete dayanan gıda endüstrisi ve benzerleri sayılabilir. Çevre denizlerimizde ve göllerimizden de, bazı sanayi hammaddeleri çıkarılmaktadır. Örneğin, İskenderun Körfezinde petrol keşfedilmiştir. İzmir-Çamaltı tuzlası, dünyanın en büyük tuzlalarından biridir. Yine tuz gölü tuz üretiminde; Acı Göl ise, sodyum sülfat üretiminde büyük rezerv potansiyelidir. Herhangi bir ülkede, çeşitli sanayi dallarının kurulup gelişmesi, onların bütün hammaddelerin, o ülkede bulunmasını gerektirmez. Bu gün sanayileşmiş ülkelerin çok azı hammaddesini bütünü ile kendi ülkesinden sağlamaktadır. Japonya, ABD, Belçika, Almanya, İngiltere gibi sanayileşmiş ülkeler çok çeşitli ham madde ihtiyaçlarının çoğunu başka ülkelerden satın alırlar.

2. Enerji Kaynakları

Çağdaş sanayinin en tipik özelliklerinden biri de, çok fazla enerji tüketmesidir. Bu ihtiyaç, maden kömürü, linyit kömürü, ham petrol, doğal gaz, su gücü gibi enerji kaynaklarıyla giderilir. Ülkemizde, petrol üretimi yıllık ihtiyacımızın en fazla % 13 ile % 15 ini, doğal gaz üretimimiz % 1 den azını ve taş kömürü üretimi de yıllık ihtiyacımızın en fazla % 2 ile % 5 ini karşılamaktadır. Ancak linyit rezervleri bakımından ülkemiz hayli zengindir ve üretim ülke ihtiyacını karşılamaktadır. Yine tükenebilir kaynaklardan nükleer enerji kaynakları yani uranyum ve toryum rezervleri bakımından ülkemiz zengindir. Nükleer enerji kurulduğu zaman bu kaynaklar kullanılmaya başlanacak ve uzun yıllar ülke ihtiyacını karşılayacaktır.

3. Sermaye

Üretimde üç temel üretim etmeni vardır. Bunlar, sermaye, emek ve doğal kaynaklar yani ham madde, diye tanımlanırlar. Bunlardan biri olan sermaye-kapital, dar anlamda üretim tesisleri, makine-motor ve araç- gereçler ile donatım araç gereçlerin bütünün içerir. Geniş anlamda ise, tesisi kurduktan sonra, ham madde satın alma, ücretlerin ödenmesi, sigorta giderleri gibi harcamaları karşılamak kullanılan kaynaktır. Buna para sermayesi denir. Makine –teçhizat ve araç gereçlere ise fiziki sermaye denir.

Sermaye olmadan sanayi tesisi kurmak imkansızdır. Sanayi sektörü, gelişmiş ülkelerde özel sektör tarafından kurulup işletilir. Devler sadece kolaylaştırıcı bir rol oynar. Devletçi ekonomilerde sanayi faaliyetleri devlet tarafından kurulur ve işletilir. Gerekli para sermayesi ve fiziki sermaye iç ve dış kaynaklar yolu ile çözümlenir. Türkiye, yıllık milli gelirden bir kısmı, sanayi sektörü yatırımları için ayrılmakta; ihtiyaç duyulan ve iç kaynaklardan karşılanamayan para ya da fiziki sermaye dış ülkelerden sağlanmaktadır. Örneğin, Ereğli ve İskenderun demir-çelik fabrikaları tamamen dış kredi kaynakları ile yapılmıştır.

 Türkiye’de sanayi yatırımları için gerekli olan sermaye, başlıca üç şekilde sağlanır;

Ülke milli gelirlerinden:  çimento ve şeker fabrikaları ile daha birçok tesis hem para sermayesi hem de makinalar, diğer araç-gereçler bakımından, kendi öz sermayemizle kurulmaktadır.

Uzun vadeli dış kredi kaynaklarından:  demir-çelik ve boksit, çinko-kurşun ve bakır, tesisleri gibi metalürji fabrikalarımız, bu şekilde kurulmuşlardır.

Yabancı sermaye ortaklıkları ile: otomotiv ve uçak sanayimiz bu şekilde kurulmuştur.

4. İş Gücü

Bir ülkenin, çalışma çağı nüfusunun toplamı demektir. Sanayi sekteründe çalışan iki grup nüfustan söz edilebilir. Nitelikli iş gücü; niteliksiz iş gücü. Sanayi ne derece otomasyona dönüşürse dönüşsün yani üretimde makine kullanılırsa kullanılsın, nitelikli iş gücünün rolü hiçbir zaman oradan kalkmaz.

Makinalarda sanayi malı üretimi önem kazandıkça daha fazla iş gücü çalıştırmaya ihtiyaç duyulmuştur. Örneğin, pek büyük fabrika olarak kabul edilmeyen çimento ve şeker fabrikalarında 200-300 personel çalışmaktadır. Ülkemiz gerek nitelikli iş gücü gerekse niteliksiz iş gücü bulma açısından Cumhuriyetin ilk yıllarının Türkiye’si gibi değildir. Bu durumun başlıca iki nedeni vardır :

Nüfusumuzun hızla artması : nüfusumuz genç bir nüfus yapısından oluşmaktadır. Nüfusumuzun % 70 ile % 75 i, çalışma çağı nüfus sayısını yani15-64 yaş dilimleri nüfusudur.

Birçok teknik okulumuzun açılmış olması :  Endüstri kollarının her alanında görev yapacak mühendisler ve teknik elemanlar vardır. Üniversitelerimizde sanayi dallarının ihtiyacı olan mühendisleri yetiştiren çeşitli mühendislik bölümleri açılmıştır.

5. Ulaşım ve Pazar

Yük, yolcu, haber ve fikirlerin, ulaştırma sistemleri ve araçlarıyla bir yerden başka yere taşınmasına, ulaştırma  ve taşınmanın sağlanması ya da gidilip gelinen yerler arasındaki bağlantının kurulmasına ise, ulaşım denir.

Kolay, hızlı, güvenli ve düzenli bir ulaştırma olanağı sağlanması; bir ülkedeki güvenliğin sağlanması ve ekonomik gelişmenin olmazsa olmazıdır. Mal veya malların satıldığı yerlere Pazar denir. Pazarlar yerel, bölgesel, ulusal ve uluslar arası pazarlar şeklinde olabilirler. Sanayinin gelişmesinde en etkili ulaşım sistemleri, deniz yolları ve demir yolları olup gerek hammaddenin gerekse mamul maddelerin en ekonomik ulaşım sistemleri bu yollardır. Dolayısıyla bütün sanayileşmiş ülkelerde fabrikalar, demir yolları ile iç bölgelere bağlanmış olan, liman kentleri çevresinde toplanmıştır. Örneğin Almanya’da Ruhr ve Ukrayna’da Donbass havzaları çevresi gibi.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here