Türkiye’de Afetler

0
734 kez okundu.
views

Başla deprem, sel ve heyelan olmak üzere doğal afetlerin sıklıkla meydana geldiği, can ve mal kayıplarına yol açtığı ülkemizin bir gerçeğidir. Son 60 yıl içerisinde can ve mal kaybına yol açan deprem, heyelan ve su baskınları afetlerin % 90’ını meydana getirmektedir. Son 15 yıl içerisinde Erzincan, Dinar, Ceyhan, Marmara, Düzce depremleri ile İzmir’in Karşıyaka ilçesi  evresindeki sel felaketi ve İsparta’nın Senirkent ilçe merkezinde meydana gelen çamur akıntısı en önemli afetleri  oluşturmuş ve binlerce can kaybı ile büyük ölçüde maddi zararlar meydana gelmiştir. Türkiye’de son 60 yılda afetlerden zarar gören 650.000 konutun 500.000’e yakınına depremler, 120.000’ine İse heyelan ve seller neden olmuştur. Türkiye’nin son yüzyılda sadece depremlerden dolayı kaybettiği insan sayısı 83.000’in üzerindedir.

dogal-afetler

Bütün bunlar Türkiye’nin afetlerden önemli ölçüde etkilenen bir ülke olduğunu gözler önüne sermektedir. Afetlerin sıkça görüldüğü ülkemizde afetlerin zararlarını önlemek, can ve mal kayıplarını en aza indirmek yapılacak en önemli önceliktir. Konu İle ilgili çeşitli kuruluşların çalışmaları devam etmektedir. Bu çalışmada ele alınan ana tema ise; afetlerin oluşma ihtimalinin bulunduğu yerleşim merkezlerinde hasar görebilecek konutların yerine; önce I yıl kadar bir süreliğine kullanılacak olan geçici konutların (çadır evler ve prefabrik hizmet binaları) ve bu süre esnasında kalıcı konutların yapılabileceği afet merkezleri alanlarının belirlenmesine farklı bir bakış açısı kazandırmaktır.

Afet Öncesi Yapılacak Çalışmalar

Afetlerle ilgili yapılacak Öncelikli çalışma; deprem, heyelan, su baskınları ve diğer afetlerin yer alacağı ayrı haritalar ile çok ayrıntılı bir “Türkiye Afet Haritası”nın hazırlanmasıdır. Ülkemizde en önemli afet olan deprem konusunda. Bayındırlık Bakanlığı tarafından hazırlanan Türkiye Deprem Haritası kullanılmaktadır. Haritada ülkemiz 1-5. dereceler arasında değişen farklı deprem etki alanlarına ayrılmıştır. Haritada örneğin İzmir, İzmit, Amasya, Bingöl ve Antakya şehirleri 1. derece deprem bölgesi içerisinde yer almaktadır. Bu 5 şehrimiz birbirlerinden yüzlerce km. uzaklıkta ve farklı coğrafi bölgelerde bulunmaktadır. Adı geçen 5 şehrimizin jeolojik yapısı, formasyonlarının yaşı ve Özellikleri, yükselti durumları, nüfusları, şehirlerin kapladıkları alanlar birbirlerinden çok farklıdır. Beş şehrimizde de aynı anda ve aynı şiddette bir deprem meydana gelse etkileri birbirinden çok farklı olacaktır.
Ülkemizdeki deprem haritaları büyük emekler harcanarak hazırlanmış, doğruluğu ispatlanmış olan çok yararlı haritalardır. Ancak, depremlerin etkilerine yönelik daha büyük ölçekli, bölgesel ve yerel haritaların hazırlanmasının daha yararlı olacağı düşünülmektedir. O halde deprem haritaları yeniden gözden geçirilerek şehirlerin risk oranları ortaya konulmalıdır. Çünkü aynı şehrin farklı bölgelerinde bile depremden etkilenme durumları farklı olmaktadır. Özellikle İstanbul gibi çok kalabalık nüfusa sahip şehirlerimizde afet risklerinin semt semt ayrı tespit edilerek hastalanmasında büyük yarar görülmektedir. Aynı durum, heyelan, sel ve diğer afetler için de söz konusudur.
Risk taşıyan küçük yerleşmelerde yerel ya da merkezi tedbirler alınarak afetlerin etki ve zararları en aza indirilebilir. Depremlerde asıl risk taşıyan küçük yerleşmelerin aksine nüfusu 20-25 binin üzerinde ve her anlamda şehir diyebileceğimiz yerleşmeler ve büyük şehirlerimizdir. Ayrıntılı bir etüt ile bütün şehirlerimizin hangi oranda afet riski taşıdıklarının belirlenmesi plânlama açısından oldukça Önemlidir. Risk oranlarının bilinmesi hem afet Öncesi hem de afet sonrası yapılacak çalışmalar ve alınacak tedbirler açısından büyük önem arz etmektedir.

Örnek olarak birinci derece deprem bölgesinde bulunan 100 bin nüfuslu bir şehrimizde depremden etkilenme oranını % 10 kabul ettiğimizde risk; yaklaşık 10 bin nüfusa ve ortalama bir aileyi dört kişi kabul ettiğimizde de 2.500 konuta karşılık gelmektedir. O halde bu yerleşim merkezi için göç edenler, tanıdıklarının ve akrabalarının yanına yerleşecek olanlar ve kendi olanaklarıyla çözüm üretenleri % 50 kabul edersek kalan % 50’lik nüfus için afet öncesinden hazırlık yapmak gerekmektedir. Böylece bu şehrimizde 5.000 nüfus mağdur durumda olacak ve 1.250 konuta ihtiyaç bulunacaktır. Zarar gören nüfusa afetin hemen ardından kısa ve orta vadede acil çözümler bulmak gerekecektir. “Türkiye’deki Şehir Yerleşmelerinde Afet Sonrasına Yönelik Afet Merkezleri Plânlaması” konulu çalışmada amaç, afetten zarar gören nüfus için hemen afet sonrası ve afetten bir yıl sonrası şeklinde faaliyete geçirilecek kısa ve orta vadeli iki farklı projeyi hayata geçirmektir. Her iki projenin alt yapısı ve plânlaması afet meydana gelmeden önce hazır olacağından, uygulamada önemli bir sorunla karşılaşılmayacağı tahmin edilmektedir.

Kaynak: TMMOB Afet Sempozyumu

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here